Bankacılık Zimmeti

Bankacılık Zimmeti Suçu; uygulamada çok sık karşılaştığımız ancak hakkında pek fazla çalışma olmayan bir suç tipidir.

Maalesef ki; bu suç tipine ilişkin olarak eksik bilgiden dolayı çok fazla yanlış yönlendirme ile savunmalar oluşturulduğunu bu nedenle de mağduriyetler meydana geldiğini, yargılamaların gereksiz yere uzatıldığına şahit olmaktayız.

Bu suç tipinin yargılamasının usul ve esasa ilişkin incelemesini Yargıtay 7. Ceza Dairesi yapmakta olup, uzun yıllardır istikrar kazanmış içtihat uygulamaları bulunmaktadır.

Bu nedenle diğer suç tiplerinde karşılaştığımız farklı görüşlerdeki içtihat karışıklığına bu suç tipinde rastlamak pek mümkün değildir.

Bu çalışmamızla; bu suç tipine ilişkin olarak uygulamada;

  1. Bankacılık Zimmet Suçunun Kimler Tarafından İşlenebileceği
  2. Bankacılık Zimmet Suçunun Basit ve Nitelikli Hali Ayrımı
  3. Bankacılık Zimmet Suçunda Zarar Tutarını Belirleme
  4. Bankacılık Zimmet Suçunun Yargılamasında Dikkat Edilecek Hususlar

Başlıklarını sırasıyla açıklamaya çalışacağız.

Bankacılık Zimmet Suçu Kimler Tarafından İşlenebilir?

Öncelikle bu suç özgü bir suç olup Türk Ceza Kanunu’nda yer alan Zimmet suçundan farklı olarak 5411 Sayılı Kanunun 160. Maddesinde düzenlenmiştir. Kanun maddesine göre;

  • Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya
  • koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren

banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler.

Kanun maddesi uyarınca; bu suçun sadece banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensuplarının cezalandırılacağı hususu belirtilmişse de; uygulama pek bu şekilde ilerlememektedir.

Bu nedenle; müvekkiliniz size geldiğinde kanun maddesini bakıp banka personeli olmaması nedeniyle; bu suçun özgü bir suç olduğundan bahisle cezalandırılamayacağı gibi bir kanaate sahip olmamanız gerekmektedir.

Kural olarak; Banka zimmeti suçu özgü suç olup ancak banka görevlilerince işlenebilir. Bu suçların işlenilişine iştirak eden banka görevlileri veya banka görevlisi dışındaki kişiler azmettiren veya yardım eden olarak ceza alabilir.

Örnek Yargılama

Banka zimmeti suçu özgü suç olup ancak banka görevlilerince işlenebilir. Bu suçların işlenilişine iştirak edenler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilirler. Tüm dosya kapsamına göre, sanıklar … ile …’nun banka görevlisi olmadıkları, ancakbankacı sanık …’nun zimmet eylemine özellikle 5237 Sayılı TCK’nun 40. maddesi uyarınca azmettiren sıfatıyla iştirak ettikleri açıktır.” Denilerek suça iştirak eden banka personelleri dışındaki kişilere de ceza verilebilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise; mahkeme tarafından yargılamaya başlanırken aslında suça yardım eden veya azmettiren kişilerin eyleminin asli iştirak olarak kabul edildiği, yargılama aşamasında ise bu kişiler hakkında ek savunma hakkı verilmeden yardım eden sıfatından dolayı gerekli indirim yapılmadan fazla ceza tayini verildiği çokça görülmektedir.

Burada gündeme gelmesi gereken bir diğer konu; banka personeli olmayıp suça iştirak eden kişilerin zarardan hangi oranda sorumlu olacağıdır. Bunu aşağıda zarar giderme kısmında detaylıca işleyeceğiz ama burada kısaca bilgi vermekte fayda görüyoruz.

Örnek Yargılama

Bir davada; bankada ticari portföy yöneticisi sıfatıyla çalışan sanık tarafından mudilerin hesaplarından usulsüz kredi işlemleri yapmak suretiyle zimmetine geçirdiği paranın bir bölümünün ”…” isimli şirketin sahibi olan ve gayri resmi ticari bağlantıları olduğu anlaşılan sanık …’in hesaplarına nakden aktarıldığı, kredi kartlarının ödendiği, firmanın çeklerinin ödenerek takastan kurtarıldığı, yine sanık …’in yanında çalışan sanık …’a da banka kayıtlarına uğratılmaksızın para verildiği, tüm bu işlemlerle “…” isimli firmanın finansmanını sağlamak amacıyla sanık … ve …’in olayın başından beri fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri belirtilerek sanık …’in azmettiren sıfatıyla cezalandırılmasına karar verilip sanık …’nin zimmetine geçirdiği tutarın tamamından sorumlu tutulduğu anlaşılmış ise de, sanık …’in zimmet eylemleri sonucunda elde ettiği menfaat miktarıyla sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmesi gerektiği hususu Yargıtay Görüşü doğrultusunda hüküm altına alınmıştır.

BANKACILIK ZİMMETİ SUÇUNDA NİTELİKLİ / BASİT HAL AYRIMI

Sanıklara verilecek ceza yönünden suçun basit halinin mi işlendiği yoksa nitelikli halinin mi söz konusu olduğunun tespiti çok fazla önemlidir.

Bu tespit yapılırken de yine bu suç tipini inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesinin ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun istikrar kazanmış içtihatları bize yol göstermektedir.

Zimmetin, banka içi kayıtların olağan bir denetimi, araştırma ve karşılaştırılması suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkarılabilecek durumda olması halinde basit olarak nitelendirilmesi mümkün olup;

Ayrıca, Tediye fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından;

  1. Tediye fişleri bulunamamış ya da bulunan tediye fişlerinde mudi imzası yok ise, eylem basit zimmet,
  2. Mudiyi yanıltarak veya kandırılarak imzalatılan boş bir tediye fişini kullanılıp, mudinin bilgi ve talimatı olmaksızın hesabından para çekilerek mal edinilmiş ise, eylem nitelikli zimmet,
  3. Tediye fişine mudi yerine sahte imzalar atılmak suretiyle gerçekleştirilen işlemler ile ilgili olarak, fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması halinde eylem basit zimmet, sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin bulunması halinde ise eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacaktır.

Yargıtay Görüşü

Bir ceza davasında konu ile ilgili Yargıtay’ın görüşü aşağıdaki şekilde olmuştur.

“Dosyada mevcut sahte imzalı ödeme fişleri üzerinde örnekleme yoluyla yapılan inceleme sonucunda, hesaplardan gerçekleşen işlemlere ait tediye fişleri üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılamadığı ve aldatıcılık özelliğinin bulunduğu kabul edilerek, sanığın eylemlerinin gerçekleşen her bir işlem yönünden yukarıda belirtilen kriterlere göre, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi, sahte imzalı tediye fişleri ile yapılan işlemler yönünden; fişlerdeki imzalar karşılaştırılıp aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının mahkemece saptanması, denetime imkan verecek şekilde tutanağa geçirilmesi, işlemlerin çokluğu ve duraksama halinde mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından bankacılık işlemleri konusunda uzman bir bilirkişinin görüşüne başvurulup, her bir işlem bakımından ayrı ayrı basit ya da nitelikli zimmet olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken sanığın sahte imzalı ödeme fişleri ile gerçekleşen tüm işlemleri basit zimmet kabul edilmek suretiyle eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi,”

Bu arada aşağıda Bankacılık Zimmeti Suçu ve Güveni Kötüye Kullanma Suçunun arasındaki ilişkiyi detaylıca açıklayacağız ancak Yargıtay’ın bazı kararlarında Mudi ya da mudilerin güvene dayalı olarak boş tediye fişlerini önceden kullanılmak üzere banka görevlisine vermesi halinde güveni kötüye kullanma suçunun, sanığın mudi ya da mudileri kandırarak önceden alınmış boş dekontları daha sonra kullanmasının ise nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı göz önüne alınması gerektiği gibi bir kriteri de bulunmaktadır.

BANKACILIK ZİMMETİ VE ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK

Bu suçun yargılamasında gördüğümüz en büyük hak ihlali; nitelikli zimmet suçundan yargılanan kişilerin aynı zamanda özel belgede sahtecilik suçundan da yargılanması ve ceza almasıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2010 yılında verdiği bir kararla “Bileşik Suç” oluştuğu yönünde içtihat vermiş olsa da ilk derece mahkemeleri halen hatalı kararlar vermektedir. Şöyle ki;

5237 sayılı TCY’nın 212. maddesindeki; “Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenlemenin, TCY’nın genel hükümleri arasında yer almaması nedeniyle, TCY’nın 5. maddesindeki, “yasanın genel hükümleri arasında yer alan düzenlemelerin özel yasalar açısından da uygulanacağı” kuralı kapsamında özel yasalar açısından da uygulama olanağı bulunmamaktadır. 5237 sayılı TCY’nın 212. maddesi yalnızca TCY içinde düzenlenen suçlara ilişkin olarak uygulanabilecek bir kuraldır.

Özel yasalarda düzenlenen suçların işlenmesi sırasında sahte evrak düzenlenmiş olması halinde failin ayrıca bu suçtan da cezalandırılabilmesi için o yasada özel bir düzenleme yapılmış olması zorunlu olup aksinin kabulü ceza kanunlarında kıyasın uygulanması anlamına gelecektir. Nitekim yasa koyucu 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Yasasının 5. maddesinin 4. fıkrası ile bu yasa açısından bir kural koymakla kalmamış, bunun yanında böyle bir hüküm bulunmayan özel yasalar açısından TCY’nın 212. maddesinin uygulanamayacağına ilişkin iradesini de dolaylı olarak ortaya koymuştur.

5411 sayılı Bankacılık Yasasında sahtecilik suçundan ayrıca cezaya hükmolunacağına ilişkin bir düzenleme olmaması ve nitelikli zimmet suçu için öngörülen ceza miktarının ağırlığı birlikte değerlendirildiğinde bunun yasa koyucunun bilinçli bir tercihi olduğu ve bu suçu bileşik suç olarak düzenlediği sonucuna ulaşılmaktadır.

Yargıtay Görüşü

Yargıtay 7. Ceza Dairesince de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.04.2010 tarih ve 2010/7-38 Esas, 2010/79 Sayılı kararında belirtildiği üzere; sanıkların zimmet eylemlerini gerçekleştirirken, sahte belge tanzim etmesi fiillerinin de zimmet suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği ve zamanaşımının da zimmet suçunun niteliğine göre belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Özetle; nitelikli zimmet ile yargılanan bir kimse hakkında ayrıca özel belgede sahtecilik suçundan dolayı ceza verilmemesi gerektiği içtihatlarda yer almış olup, bu husus yargılama sırasında muhakkak savunmalarda mahkemeye belirtilmelidir.

Zarar Miktarı Nasıl Belirlenir?

Bankacılık Zimmeti Suçunda zarar giderme yoluna gidilmesi halinde ciddi ceza indirimleri karşımıza çıkmaktadır.  Ancak uygulamada bu konuda da tereddütler meydana gelmekte, zarardan fazla şekilde ödemeler yapıldığı görülmektedir.

Toplam zimmet miktarı hesaplanırken, sanığın katılan bankaya verdiği faiz ve diğer masraflar hariç net zararın, bir başka deyişle mal edinmek maksadıyla sağladığı yararın esas alınması gerektiği, faizin ve diğer masrafların hukuk mahkemelerinde dava konusu olabileceği gözetilmeksizin zimmet tarihinden itibaren işleyen faizler ve masraflar da dahil edilmek suretiyle zimmet miktarı tayini hatalıdır.

Yabancı Paralarda Durum Nasıl Olacak?

Zimmet suçunun yabancı para üzerinden işlenmesi ise bazı tereddütleri beraberinde getirmektedir. Benzer bir davada Mudinin hesabındaki 169.500 DM’nin Suç Tarihleri İtibariyle Efektif Satış Kuru Üzerinden Türk Lirası Karşılığının Belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalardan Biri

Mudiler zarar görmemesine rağmen; yargılama sıralamasında suçtan zarar gören sıfatıyla yargılamaya katılmakta ama 5411 Sayılı Kanun’un 160. maddesinde öngörülen zimmet suçunun niteliği gereği, atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen mudi’ın müdahilliğine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Bu makalede yer alan içtihatlara meslektaşlarımın ihtiyaç duyması halinde iletişim sayfası üzerinden tarafımla irtibat kurarlarsa kendileriyle paylaşabilirim.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik Korunmaktadır.
Scroll to Top